Aglamanın Faydaları - Çağatay Yolda

Çağatay Yolda
Destek Oyun Video Gruplar Forum Ana Sayfa

Go Back   Çağatay Yolda > YAŞAM & İNSAN > SAĞLIK > SAĞLIKLI BİLGİLER

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 04-02-2010, 13:33   #1
beliefs
Özel
 
beliefs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Adım: selda
Üyelik tarihi: 08 Sep 2008
Son Aktivite: Dün 22:25
Bulunduğu yer: ankara
Mesleğim:İstatistikçi
Mesajlar: 1,269
Teşekkür: 171
407 Mesajına 826 kez Teşekkür Aldı.
Ruh Halim:
Tecrübe Puanı: 42
beliefs afferin iyi işler yapıyorbeliefs afferin iyi işler yapıyorbeliefs afferin iyi işler yapıyorbeliefs afferin iyi işler yapıyorbeliefs afferin iyi işler yapıyorbeliefs afferin iyi işler yapıyorbeliefs afferin iyi işler yapıyor
Standart Aglamanın Faydaları

Size ağlamayın demeyeceğim; çünkü her gözyaşı şerden akmaz.” diyordu Gandalf, J.R.R. Tolkien’in unutulmaz eseri Yüzüklerin Efendisi’nde...

Sizin de özellikle stres altındayken içinizden kendinizi bir odaya kapayıp ağlayarak içinizi boşaltmak gelir mi? Bazı zamanlar ağladığınızda kendinizi daha iyi hissettiğiniz olur mu?

Cevabınız ‘evet’ ise, yalnız değilsiniz! RealAge.com.tr olarak size Dr. Leslie Beth’in ağzından bu durumun nedenleri aktarmak istedik:

‘’Çoğumuz şöyle güzel bir ağladıktan sonra kendimizi daha iyi hissederiz. Bu rahatlama duygusu hayali sayılmaz. Sağlam bir ağlama nöbeti duygusal yükümüzü içimizden atmamıza yardımcı olduğu gibi, bütün vücudunuzu da rahatlatabilir ve sakinleştirebilir.

Çeşitli gözyaşı çeşitleri vardır. Hepimiz duman, soğan, sis ve polenler gibi çevresel faktörler nedeniyle tepkisel gözyaşları dökmüşüzdür. Eğer dökmeseydik, gözümüz kuru ve aşırı hassas olacaktı. Bu tür gözyaşları refleks olarak oluşur ve gözümüzü oluşabilecek herhangi bir dışsal tehlikeye karşı korumaya yarar.”
Duygusal gözyaşlarımızın da vücudun kendi içinde oluşan bazı toksinlere karşı korumasına yaraması ise şaşırtıcı değildir. Soğan gibi dışsal faktörlere tepkisel olarak oluşan gözyaşlarının biyokimyasal bileşimi, duygusal gözyaşlarınınkinden farklıdır.
Duygusal bir deneyimden sonra ağladığımızda, gözyaşlarımızda biriken ve stresin neden olduğu proteinler çok daha yoğundurlar. Hatta William H. Frey, Muriel Langseth gibi kabul görmüş araştırmacılar, 1985’te yayımlanan ‘’Ağlamak: Gözyaşlarının Gizemi –Crying: The Mystery of Tears’’ adlı kitaplarında gözyaşının önemi hakkında yazmışlardır.

Başka bir deyişle vücudumuzun duygusal ya da fiziksel durumuna göre zehirli olabilecek hormonlardan kurtulması için ağlarız ve ağlama ihtiyacı duyarız. Aşırı stres hormonları bağışıklık, kilo alma ve psikolojik moda etki eder. Ağlamak ise sadece parasempatetik sinir sistemimizin, sempatetik sinir sisteminin acıya, kaçışa, kavgaya, krizlere hatta yoğun bir sevince verdiği tepkiyi yönetmesinin etkisini azaltmakta kullandığı metotlardan biridir.
Yani iyi bir ağlama nöbetinin, iyi haberlerle rahatladığımızda, aşırı bir şekilde sevindiğimizde, yas tuttuğumuzda veya korkutucu bir olaydan sonraki hislerimiz için en iyi (ve yutması en kolay) ilaç olduğunu söyleyebiliriz.

Tedbir olsun diye de söylemek gerek: Uzun süreli ve tekrarlanan ağlama hali, ciddi depresyon nedeniyle doktorun reçeteli olarak verdiği antidepresan ilaçların beyindeki kimyasal yapıyı değiştirmesiyle alakalı olabilir.

Ama genel olarak; gelecek sefer ağlamak istediğinizde, kendinizi ağlamaya bırakın gitsin. Unutmayın, ağlamak bir zayıflık göstergesi değildir.
RealAge.com.tr tarafından hazırlanmıştır.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 04-02-2010, 15:58   #2
feraklit
Özel
 
feraklit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Adım: Mekkiye
Üyelik tarihi: 19 Jan 2010
Son Aktivite: Dün 19:15
Bulunduğu yer: İzmir
Mesleğim:Memur
Mesajlar: 1,131
Teşekkür: 2,027
747 Mesajına 2,066 kez Teşekkür Aldı.
Ruh Halim:
Tecrübe Puanı: 23
feraklit afferin iyi işler yapıyorferaklit afferin iyi işler yapıyorferaklit afferin iyi işler yapıyorferaklit afferin iyi işler yapıyorferaklit afferin iyi işler yapıyorferaklit afferin iyi işler yapıyor
Standart

Manevi yönden de gözyaşının ayrı bir önemi vardır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.); "Kimsenin bulunmadığı bir yerde Allah’ı zikredip gözyaşı döken kimseye, Allah’ın kıyamet gününde rahmet edeceğini, "Allah sevgisinden dolayı gözyaşı döken ve Allah yolunda nöbet tutan gözleri, cehennem ateşinin yakmayacağını haber vermektedir.

Bundan dolayıdır ki, atalarımız duaların en güzeli ve en hayırlısı gözyaşı ile yapılan duadır demişlerdir. Neden?
Çünkü, gözyaşı vardır;
Aşk ve sevgidir…
Gözyaşı vardır;
Rahmet ve merhamettir…
Gözyaşı vardır;
Zikir ve duadır…
Gözyaşı vardır;
Ümitsizler için ümit ağacıdır…

Gözyaşı insana mahsus ilahi bir armağandır. Çünkü gözyaşı dökerek insan teselli bulur. Bu gözyaşının derin manâları vardır; hem büyük ızdıraplar, kederler o gözyaşında gizlenmiştir, hem de o gözyaşı, merhametlilerin merhametlisi olan Allah’ın insana verdiği teselli gözyaşıdır; rastgele bir yaş değildir, ağlamak değildir.

Sahabeden birisi Peygamber Efendimizin imamlık ettiği ikindi namazını kaçırmış, koşa, koşa mescide gelmiş. Bir de bakmış ki, herkes camiden çıkıyor. Peygamber Efendimize uyma, onun imamlığında namaz kılma nimetinden mahrum kaldığını anlayınca çok üzülmüş, ağlamaya başlamış ve gözyaşları içinde bir köşeye oturmuş. Bir başka sahâbi gelmiş: “Kardeşim niçin ağlıyorsun?” diye sormuş. Ağlayan sahâbi: “Nasıl ağlamayayım ki! Ben, Peygamber Efendimiz’e uyamadım! Namaz kılarken O’na iktida edemedim. Onun için ağlıyorum!” demiş. Bunun üzerine diğer sahabi: “Ben sevabımı sana veriyorum, ver sen bana o gözyaşlarını” demiş.
Bir anne evladını kaybettiği zaman kalbinden vurulmuş gibi ağlar, ızdırap duyar ve o ızdırabını gözyaşlarıyla ifâde eder. O acıyı teselli etmek için Allah gözyaşına çok şeyler vermiştir. Ağlarken insan teselli bulur. Nitekim Peygamber Efendimiz de
“Ya Rabbi!.. Ya Rabbi! Ağlamayan bir gözden sana sığınırım” demiştir.

http://www.islamgul.com/menkibe-ve-kissalar/14898-gozyasi.html
  Alıntı ile Cevapla
feraklit Teşekkürler:
Alt 04-02-2010, 16:11   #3
feraklit
Özel
 
feraklit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Adım: Mekkiye
Üyelik tarihi: 19 Jan 2010
Son Aktivite: Dün 19:15
Bulunduğu yer: İzmir
Mesleğim:Memur
Mesajlar: 1,131
Teşekkür: 2,027
747 Mesajına 2,066 kez Teşekkür Aldı.
Ruh Halim:
Tecrübe Puanı: 23
feraklit afferin iyi işler yapıyorferaklit afferin iyi işler yapıyorferaklit afferin iyi işler yapıyorferaklit afferin iyi işler yapıyorferaklit afferin iyi işler yapıyorferaklit afferin iyi işler yapıyor
Standart

Psikoloji ve Sağlık Açısından Ağlamanın Önemi:
Bilim adamları gözyaşını, gözü mikrobik hastalıklardan koruyan, tahriş edici maddelerin tesirini ortadan kaldıran ve gözü ıslak tutan bir vücut sıvısı olarak tarif ederler. Fakat, duygusal sebeplerle meydana gelen gözyaşının açıklamasını şairlere bırakırlar. Araştırmalar, gözyaşının, ağlama esnasında insandaki moral bozukluğunu giderdiğini ortaya çıkarmıştır. İnsan, genellikle “ağla, rahatlarsın” deyim ve tavsiyesini kullanmasına rağmen, ağlamanın ne işe yaradığını tam olarak bilememektedir.

W. Frey, ağlama sırasında insanın gözyaşı ile vücutta strese sebep olan maddeleri attığını iddia etmekte ve teorisini ispatlamak için, birtakım deliller ileri sürmektedir. Gözyaşının salgılanmasını düzenleyen salgı bezleri vücuttaki manganezi yoğunlaştırarak dışarı atarlar. İnsanda mizaç değişikliklerine sebep olduğu bilinen manganez, gözyaşında kandaki miktarından otuz kat daha fazladır.

Bilim adamlarına göre son tesbitler, iki türlü gözyaşı bulunduğunu göstermiştir. Birincisi, tahriş edici maddelerin meydana getirdiği gözyaşı, ikincisi hissî/duygusal sebeplerin meydana getirdiği gözyaşıdır. Duygusal sebeplerle akan gözyaşının içeriğinin diğerinden farklı olduğu ve hissî gözyaşlarının % 24 oranında daha fazla protein içerdiği gösterilmiştir.

Stres esnasında salgılanan üç madde; lösin-enkefalin (ağrı hissini düzenler), ACTH (strese cevabın başlamasına sebep olur) ve prolaktin (memelilerde süt üretimini düzenler) iki tür gözyaşında da bulunmuştur. Prolaktin, süt salgılanmasının yanında gözyaşı salgılanmasını da temin eder. Böylece, ağlamanın cinsiyete göre farklılık göstermesi ve kadınların daha çok ağlamasının sebebi anlaşılmıştır.

Evet, kadın ve erkek arasında ağlama sıklığı açısından önemli farklar vardır. Bir aylık bir sürede kadınlar, erkeklerden 4 kat daha fazla ağladıklarını ifade etmişlerdir. Kadınların kanındaki prolaktin seviyesi erkeğinkinden % 60 daha fazladır. Halbuki, kız ve erkek çocuklarda prolaktin seviyeleri ve ağlama sıklığı aynıdır. Kadınlarda 55 yaşından sonra prolaktin seviyesi düşer ve göz kuruluğu başlar. Yaşlı kadınlarda göz kuruluğu sendromuna sıkça rastlanması bundandır. Bu durumda, gözyaşı bezleri kâfi miktarda yaş salgılayamadığı için göz, yeterince ıslanıp kayganlaşamaz.

Ancak bu kadınlar, normalde göz kuruluğundan bahsetseler bile, hissî durumlarda zor da olsa yine ağlayabilmektedirler. Hatta birçok hasta, göz kuruluğundan kurtulmak için duygusal şeyleri hatırlayıp kendilerini ağlamaya zorlayarak gözlerini ıslatır. Bu tür hastalarda hissî gözyaşlarının meydana gelmediği, buna karşılık tahriş edici sebeplerle meydana gelen gözyaşının aktığı görülür.

Araştırmanın enteresan neticelerinden birisi de kadınların % 85’inin, erkeklerin % 73’ünün ağladıktan sonra kendilerini daha iyi hissetleri idi. Ayrıca ağlamamız lâzım geldiğinde duygularımızı bastıracak olursak fizikî ve psikolojik olarak kendimizi daha kötü hissedeceğimiz de bilim adamlarının görüşleri arasındadır. Pitsburg Hemşire Okulunda yapılan bir araştırma, sağlıklı insanların, ülserli hastalardan ve bağırsak rahatsızlığı bulunanlardan daha kolay ağlayabildiklerini gösterdi. Bundan da anlaşılıyor ki, ağlayamayanlar mide ve bağırsak hastalıkları gibi birçok hastalığa daha fazla yakalanmaktadır.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 04-02-2010, 16:12   #4
feraklit
Özel
 
feraklit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Adım: Mekkiye
Üyelik tarihi: 19 Jan 2010
Son Aktivite: Dün 19:15
Bulunduğu yer: İzmir
Mesleğim:Memur
Mesajlar: 1,131
Teşekkür: 2,027
747 Mesajına 2,066 kez Teşekkür Aldı.
Ruh Halim:
Tecrübe Puanı: 23
feraklit afferin iyi işler yapıyorferaklit afferin iyi işler yapıyorferaklit afferin iyi işler yapıyorferaklit afferin iyi işler yapıyorferaklit afferin iyi işler yapıyorferaklit afferin iyi işler yapıyor
Standart

Bir belirtisi ağlayamamak olan irsî disotonomi hastalığına yakalanan çocuklar, duygusal açıdan stresli olaylara karşı da dayanıksızdırlar. Bütün bu araştırmaların neticesi olarak şu söylenebilir: Strese direnç göstermede hissî gözyaşının önemi çok büyüktür. İnsanın mânâ dünyasında olgunluğunu gösteren ağlamak, fizyolojik etkilerde de kendini gösterir. Duygusal gözyaşı, stresten kurtulmanın en belirgin ifadesi, bir boşalma ve yeniden dolmayı özleyişin dile getirilişidir.

Minnessota Üniversitesinden William Frey, insan gözyaşlarının gerginliğe ve strese sebep olan kimyevî maddeleri temizleyip dışarı atmak suretiyle, rûhî sıkıntıyı gidererek insanı rahatlattığını ve ferahlattığnı açıklamıştı. Eski Sovyetler Birliği Tıbbî İlimler Akademisinden bir grup araştırmacı, gözyaşlarının fizikî olarak da insanı iyileştirdiğini tesbit etmişlerdir. Bu çalışmalarında araştırmacılar, bazı laboratuar hayvanlarının derilerinde yaralar açtılar ve sonra onları sinirlendirecek ve ağlamaya sevk edecek hareketler yaptılar. Basit bir ağlama hâdisesi neticesinde yaraların iyileşme hızının büyük bir oranda arttığını müşâhede ettiler. Bazı durumlarda yaraları iyileştirmek için gerekli olan zaman, 12 güne kadar düşürülebildi.

Gözyaşı guddeleri çıkarılmış olan hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda ise yaraların iyileşme hızının oldukça yavaşladığı görüldü. Bilim adamları gözyaşı guddelerinin, kan dolaşım sistemine bazı kimyevî maddeler ifraz ettiğini, bu maddelerin ise vücutta iyileştirici etkiye sahip olduklarını söylemektedirler. Henüz tam bir laboratuar kontrolünden geçirilmemiş ve tam olarak tesbit edilememiş olmakla beraber, bilim adamları bu maddelerin en azından deri üzerinde faydalı bir tesirinin olduğunu kabul etmektedir.

Kâinatta hiçbir canlı abes olmadığı gibi, icrâ ettiği olayları da neticesiz ve ibretsiz değildir. Gözü veren Zat, ona ait şeyleri de en güzel surette yaratmıştır. Küçük bir canlının hem rûhî, hem de cismânî ihtiyacını gözyaşı guddeleri ile telâfi ve tedârik eden Zat, acaba evrenin halifesi olan insanın Hak katında yüce olan gözyaşlarını hiç neticesiz bırakır mı? (13) Tıbbî araştırmalar, rahatça ağlayabilen kişilerin daha sağlıklı bir hayat sürdüğünü göstermektedir. Kişinin keder ve elemden ağlayıp içini dökmekle, büyük ölçüde rahatlayacağı öteden beri bilinmektedir. Ağlamanın ayrıca kan dolaşımı ve solunum sistemine de iyi bir fizikî çalışma sağladığı, bilim adamları tarafından belirtilmektedir.

Gözyaşları kendi başına bir ilaç özelliği göstermektedir. Zira gözyaşlarının zararlı bakteri ve virüsleri öldüren bir enzimi içerdiği, uzun zamandır bilinmektedir. Kalp hastalıkları, pektik ülser, kolit, deri döküntüleri ve gerilimlerin yol açtığı pek çok hastalığın kaynağı, içe dökülmüş, yani bastırılmış gözyaşları olabilir. Günümüzde, erkeklerin çalıştığı pek çok işte çalışmak zorunda kalan hanımlar, erkeklerle aynı baskılar altında kalmakta ve bunları kontrol etmeye mecbur olmaktadır; bu da çalışan kadınların çok daha stresli olmasını neticelendirmektedir.

Oysa, ağlamak; gülmek gibi, duygunun bir çeşit dışa vurulma şeklidir. 1972’de Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre, artık erkeklerin ağlaması da, toplumun kabul ettiği bir olay olmaya başlamıştır. Başka birini ağlarken gördüğümüzde ilk tepkimiz “ağlama!” demektir. Bunun başlıca sebebi, ona yardım edemediğimiz için kendimizi suçlu hissetmemizdir.

Ağlamak, ıstırap çekmekte olduğumuzu açıkça ortaya koymaktadır. Fakat toplumumuzda her türlü dert ve ıstırap gizlenmeye çalışılmakta ve insanlar, daima iyi durumda oldukları intibaını vermek istemektedir.

Wisconsin Marquette Üniversitesi psikiyatri bölümünden Prof. Margaret Crepau, ağlamakla sağlık arasında bir alâka olup olmadığını araştırmak üzere üç grup hasta üzerinde çalıştı. Bu üç gruptan birincisinde ülserli, ikincisinde kolitli (ki bu hastalıklar gerilim sonucunda ortaya çıkmıştı) ve üçüncüsünde sağlıklı kişiler bulunmaktaydı.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 04-02-2010, 16:13   #5
feraklit
Özel
 
feraklit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Adım: Mekkiye
Üyelik tarihi: 19 Jan 2010
Son Aktivite: Dün 19:15
Bulunduğu yer: İzmir
Mesleğim:Memur
Mesajlar: 1,131
Teşekkür: 2,027
747 Mesajına 2,066 kez Teşekkür Aldı.
Ruh Halim:
Tecrübe Puanı: 23
feraklit afferin iyi işler yapıyorferaklit afferin iyi işler yapıyorferaklit afferin iyi işler yapıyorferaklit afferin iyi işler yapıyorferaklit afferin iyi işler yapıyorferaklit afferin iyi işler yapıyor
Standart

Kolitli ve ülserli hastalar nâdiren ağladıklarını, ayrıca kendilerini tutabilirlerse hiçbir zaman ağlamayacaklarını belirttiler. Pek çoğu ise, ağladıklarında çocuk gibi azarlandıklarını, ağlamanın kontrolü kaybetmek demek olduğunu ve böyle görünmeyi hiç istemediklerini yazdılar.
Crepau, bunların dış kontrolü muhafaza ederken, iç kontrolü kaybettiklerini ve bundan da dokuların zarar gördüğünü söylemektedir. Yani artan sindirim salgıları, mide iç mukozasını delerek zarar vermektedir.
Günde ortalama on üç bin defa gözlerimizi kırparız. Gözyaşı olarak ortaya çıkan terkip; su, müküs, yağ, protein, tuz ve lizozim isimli mikrop öldürücü enzim; kornea, burun ve boğazdaki mukoz membran üzerinde devamlı salgılanarak nemlendirme görevini görürken, bu organları ayrıca zararlı bakteri ve virüslerden de temizlemektedir.
Ağladığımız zaman gözyaşı bezlerinden gelen gözyaşları, her iki gözün dış köşesinden akarak göz üzerine dağıtılır ve gözün üstünü yıkar. Ayrıca göz kapaklarından burun kanalına drene olarak burun ve boğazdan akar. Ağladığımız zaman burnumuzu çekmemizin sebebi budur. Burun içine olan akış yeteri kadar hızlı olmadığı zaman, gözyaşları taşıp akarak yanaklardan süzülür.

Ağlama; dolaşım, solunum, damar ve sinir sistemini uyarır. Nabız hızlanır, kan basıncı yükselir. Yutağın kasılması boğazda bir tıkanıklık hissi uyandırırken, diyaframın kasılmasıyla da hıçkırık başlar. Şiddetli bir öksürme ile akciğerden dışarıya saatte 70 mil süratle hava atılır. Kısa süreli ağlama, iyi bir egzersizdir.

Bunun da ötesinde göz, burun ve yüzü yıkayan ılık tuzlu su, ana rahmindeki amnion sıvısına benzer. Ağlamak, gerilimi azaltarak kendimizi yenilemiş ve tazelenmiş hissetmemizi sağlar. Ağlar gibi olduğumuzda ağlamamak için çabalarsak, ense-çene ve göğüs kasları kasılır. Dolayısıyla soluğumuzu tutarız.
Bu durumda da, ağlarken olduğu gibi burun tıkanır ve burna kan toplanmaya başlar. Gözyaşları, burun kanalı ile burnun içine drene edilerek basınç düşürülmedikçe, burun tıkalı kalacaktır. Tıkanıklık halinin uzaması durumunda ise, burnun virüslere karşı olan direnci zayıflayacaktır.
Bu sebeple bazı araştırmacılar, ağlamayan kişilerin daha fazla nezle olduğuna inanırlar. Tabiidir ki bunların hiçbiri, sağlıklı olmak için her zaman ağlamak gerekir anlamına gelmez. Bazı insanlar gözyaşının getirdiği rahatlığı, duâ ederek, bazıları ise sağa sola bağırıp deşarj olarak duyabilirler.
Fakat bu yolların hiç biri ağlamak kadar tedavi edici değildir. Bebekler doğar doğmaz ağlamaya başlarlar. Bu gözyaşları hissî değildir. Ve altı hafta boyunca akıtılan gözyaşları da yine duygusal olmayacaktır. Bu göz sulanmaları, merkezî sinir sistemi olgunlaşınca gerçek gözyaşına dönüşecektir.

Antropolojist Ashlyen Montegu’ya göre, gözyaşı dökmeden hıçkırarak ağlandığı zaman fazla hava yutulacak, bu da mukoz membranı kurutacak, dolayısıyla bütün vücut enfeksiyona mâruz kalabilecektir. Çünkü mukoz membranda virüs ve bakteri öldürücü enzimlerin bulunduğu nemli bir müküs vardır.

Mesaj oldukça açıktır; demek ki gözyaşı dökmeden ağlayanlar, büyük tehlikelere mâruzdur. Ağlama, ilk lisanımızdır. Bebekteki değişik ağlamalar; acıktım, altımı değiştir, kucağına al gibi basit ihtiyaçları haber veren değişik mesajlar taşır. Ağlama, oldukça kompleks mesajları haber verebilir. Yapılan araştırmalar, ağlamanın bebeklerin rahatsızlıkları ile alâkalı ipuçları taşıyabileceğini gösterdi. Bebek ağlamalarındaki şifreleri çözmek amacıyla, artık bilgisayarlar kullanılıyor. Bu cihazlara hasta ve normal bebeklerin ağlamaları kaydedilmektedir. Bilgisayar, yeni kaydedilen bir ağlamayı, daha önceden kaydedilmiş hastalıklı çocuk ağlamaları ile kıyaslanmakta ve ortak karakteristikleri teşhis etmek suretiyle analiz yapmaktadır. Bebeklerin ağlamalarındaki farklılık, normal insan kulağı ile fark edilememekle birlikte, bilgisayar bu farklılığı teşhis etmekte ve bebeğin rahatsızlığına ait ipuçları vermektedir.

Kızını evlendiren bir anne gibi pek çok insan, mutlu oldukları zaman da ağlar. Eğer duygulandığımızda gözyaşı dökerek ağlamaz veya ağlamamak için çaba sarfedersek, kontrolümüzü kaybeder ve pek çok hastalığı dâvet etmiş oluruz. Duygulandığımızda ağlamak için fazla direnmemeliyiz. (14)


http://www.islamiforum.gen.tr/forum/archive/index.php/t-9839.html
  Alıntı ile Cevapla
Alt 04-02-2010, 17:09   #6
leylim
Gezgin
 
leylim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Adım: Leyla ŞAHİN
Üyelik tarihi: 16 Jul 2009
Son Aktivite: 02-09-2010 11:38
Bulunduğu yer: Maltepe
Mesleğim:Muhasebe & Finans
Mesajlar: 698
Teşekkür: 1,703
594 Mesajına 2,203 kez Teşekkür Aldı.
Ruh Halim:
Tecrübe Puanı: 22
leylim çölde su gibi maşallahleylim çölde su gibi maşallahleylim çölde su gibi maşallahleylim çölde su gibi maşallahleylim çölde su gibi maşallah
Standart

Bunlarda "ağlamak" üzerine sözler

Birlikte ağlamaktaki tatlılık kadar hiçbir şey kalpleri birbirine bağlamaz.
J.J.RAUSSEAU


Ne mutlu diline hakim olana,evi kendisine geniş gelene,yaptığı suçtan pişman olup ağlayana.
HZ.MUHAMMED


Ne hikmettir şu dünyaya,gelen ağlar giden ağlar.
SEYRANİ


Ağlayanlar bir gün güler,gamlanma gönül gamlanma.
KARACAOĞLAN
  Alıntı ile Cevapla
leylim Teşekkürler:
Alt 22-04-2010, 12:24   #7
feraklit
Özel
 
feraklit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Adım: Mekkiye
Üyelik tarihi: 19 Jan 2010
Son Aktivite: Dün 19:15
Bulunduğu yer: İzmir
Mesleğim:Memur
Mesajlar: 1,131
Teşekkür: 2,027
747 Mesajına 2,066 kez Teşekkür Aldı.
Ruh Halim:
Tecrübe Puanı: 23
feraklit afferin iyi işler yapıyorferaklit afferin iyi işler yapıyorferaklit afferin iyi işler yapıyorferaklit afferin iyi işler yapıyorferaklit afferin iyi işler yapıyorferaklit afferin iyi işler yapıyor
Standart

BBC Focus dergisi, gözyaşlarıyla ilgili bilinen ve bilinmeyen bazı gerçekleri derledi.

Dergide yer alan habere göre, 3 farklı tür gözyaşı üretiyoruz.

Temel gözyaşı göz küresini yağlıyor ve onu kayganlaştırıyor. Bu gözyaşları bir günde sürekli olarak yaklaşık 300 ml üretiliyor.

Refleks gözyaşları ise fiziksel veya kimyasal uyarana karşı tepki olarak üretiliyor ve tahriş eden nesneleri gözyaşlarıyla uzaklaştırıyor.

Üçüncü tür gözyaşı ise duygularımızın yoğunluğuna bağlı olarak oluşuyor. Bu beyinde bulunan ve gözyaşı bezlerine nörotransmiter gönderen kraniyal siniri harekete geçiriyor ve aynı zamanda gözyaşının akışını artırmak için hazır bulunan yüzdeki kan basıncını artırıyor. Duygusal gözyaşları yüksek seviyede manganez ve prolaktin (normalde insanlarda süt üretmek için mamal bezleri harekete geçiren) hormonu içeriyor. Ağlamak bizi içimizdeki endişelerden uzaklaştırıyor. Ağladıktan sonra ferahlar, içimizdeki kargaşayı akışına bırakır ve dikkatimizi zihinden uzaklaştırıp fiziksel olana odaklarız.

Doğumlarda, ölümlerde, iyi veya kötü haberlerde, bazen bir film izlerken, gözyaşlarımız süzülüveriyor..
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kefir ve Faydaları smyrna SAĞLIKLI BİLGİLER 3 30-10-2009 17:00
Ihlamur Balı Ve Faydaları smyrna SAĞLIKLI BİLGİLER 0 24-09-2009 16:41
Yabancı Bir Dil Öğrenmenin Yan Faydaları Mine YABANCI TELDEN / JUNKY THINGS 11 21-02-2009 00:47
Sıcak Su İçmenin Faydaları Sinemm SAĞLIKLI BİLGİLER 0 18-06-2008 10:17
İlaçların Faydaları, Endikasyonları saritw SAĞLIKLI BİLGİLER 16 09-03-2007 13:05


Powered by vBulletin® Version 3.7.6
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Copyright ©2005 - 2009, Çağatay Yolda Forumları. İzinsiz Alıntı Yapmak Yasaktır.
Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:54.

 


Farklı Tema Renkleri: